Ölüm Ahiret Kıyamet

ikra

Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
221
Tepkime puanı
161
Var olmanın kulluğun abitliğin rehberi din ve peygamberler. İşte dinin ve peygamberlerin gerekliliği büyükten küçüğe çiçekten böceğe yaratılan bunca şeyin ve hele hele insanın yaratılmasının yegane gayesinin insanoğlunun imtihanı olduğu noktasından meseleye bakıldığında burada dinin ve peygamberlerin ne derece önemli bir yer tuttuğu apaçık ortadır.

Yüce Allah kendini görmeksizin kimin daha güzel amelde bulunacağını sınamak için yarattı bunca şeyi. İmtihan için !
İnsanoğlunun ömür dediğimiz serüven içerisinde karşı karşıya bulunduğu en önemli olaydır ahiret imtihanı. İnsanın dünyaya getiriliş sebebidir insan sadece bunun için yaratılmıştır.

Neden Allahı görmeksizin bir imtihan ? Çünkü eğer yüce Allah kendini insanlara gösterseydi insanların hepsi hemen secdeye gelir bir tek ümmet olurlardı ve o zamanda insanoğlunun imtihanına gerek olmazdı. İnsanın dünyanın kainatın yaratılmasına da gerek kalmazdı.

İmtihan sorularının cevaplarını imtihana girmeden evvel öğrencilere veripte ondan sonra imtihan yapan bir öğretmenin yaptığına imtihan denebilirmi .
Bu takdirde ne gerek var böylesi imtihana, çalışan çalışmayan herkese bir mezuniyet diploması verilecekse ! mezun edene kadar binlerce insanı kıran kırana imtihandan geçirmeye ne hacet var.

İmtihan yüce Allahın öğretileri içerisinde eski çağlardan günümüze kadar insanoğlunun keşf edipte vaz geçemediği en işe yarayan ayraç. İyinin, kötünün, daha iyinin, en iyinin belli olduğu eşik. Herkesin bütün hünerini ortaya koyduğu çalışmanın azmin sebatın gayretin semeresini verdiği er meydanı.
İmtihan en güzel kıstas çalışan ile çalışmayanı gayretli ile gayretsizi iyi ile kötüyü ayırt etmek içindir. Çalışmanın sabretmenin gayretin mihenk taşı vaz geçilmez bir gereklilik imtihan.
 

ikra

Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
221
Tepkime puanı
161
Evet imtihan bir çare bir çözüm sonuca gitme hususunda ama imtihanı gereksiz bulanlarda var. Tabi sorumluluk almak taşımak güç iş.
Her zaman deriz değilmi iyi olan kazansın. Nedir iyiliğe kıstas olacak şey, nedir kişinin çalışmasına azmine sebatına değer kazandıracak olan şey. Bir müsabaka yapmadan kimin daha hızlı koştuğunu kimin daha iyi güreştiğini nasıl anlarız! Bir sınavdan geçirmeden kimin çalışıp kimin çalışmadığını nasıl bilebiliriz.
Birde imtihanı kabul edipte ahiret imtihanını gereksiz bulanlar var, işte buna akıl ermiyor. Böyle düşünenlere dünyada ne ufak menfaatler için girdikleri imtihanları , gösterdikleri gayretleri, çektikleri sıkıntıları hatırlatmak lazım.

Bir üniversite mezunu olabilmek için girdikleri imtihanlarda ömürlerinin yarısını nasıl harcadıklarını hatırlatmak lazım. Eğer cennet gibi bir nimetin sonsuz bir hayat ve saltanatın karşılığında imtihana gerek yok denilebiliyorsa bu insafsızlık değildir de nedir ?

Yaratıcı ve herşeyin sahibi Allah olduğuna göre kurallarıda o koyar. Kul olmak isteyene de uymak düşer. Sözün özü dileyen Rabbine bir yol tutar.

Yüce Rabbimiz Kuranı kerimde vakıa suresi 86-87 ve Ankebut suresi 2 ve 3.cü ayetlerinde şöyle buyuruyor

Bismillahirrahmanirrahim.

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimmiyseniz o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize.
And olsun biz kendilerinden öncekileride imtihan etmişken insanlar inandık deyince imtihandan geçirilmeden bırakılacaklarını mı sanırlar.
Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları ortaya çıkaracaktır .

Sadakallahülazim
 

ikra

Yönetici
Katılım
12 Eyl 2019
Mesajlar
221
Tepkime puanı
161
Bölüm 2 - Ahiret

Altı milyar insan ! Dilleri, dinleri, ırkları ve renkleri farklı milyarlarca insan dünyanın doğusundan batısına kuzeyinden güneyine milyonlarca kilometre karelik alan üzerine yayılmış yaşıyor.

Dünyanın biryüzünde gecenin çökmesi ile birlikte kimi insanlar tatlı rüyalara dalarken kimileri bir gözü açık tiken üstünde yatıyorlar. Diğer yüzünde ise yeni günün ilk ışıkları ile insanlar hayellerine koşarken kimileride savaşın yeni bir sabahına gözlerini açıyorlar.

Dünyanın bir yerinde tabii afetler yaşanıyor bir başka yerinde festivaller kutlanıyor. Bir bölgesinde insafsız bir savaş hüküm sürüyor bir diğer bölgesinde barşı turları yapılıyor. Bir tarafta insanlar yokluk ve sefaletle kavga veriyor bir diğer tarafta insanlar eğlencenin türevini alıyor.

Ülkenin birinde açlıktan mideler yapışıyor bir diğerinde perhiz kitapları zayıflama salonları sektör haline geliyor .
Kimi bir saltanat beşiğinde hayata gözlerini açarken kimi cami avlusunda hayata merhaba diyor .

Batı alemi denilen dünya nüfusunun %15 'ni bile bulmayan bir kesim dünyanın kaymağını yerken asıl büyük kesim yalamakla yetiniyor.

Evet dünya tuhaflıklar çelişkiler dünyası. Dünyanın böylesine çelişkili böylesine tuhaf olmasınında bir sebebi var insanoğlu ! tek suçlu insanoğlu ve onun bitmek tükenmek bilmeyen hükmetme duygusu ve daha iyi yaşama uğruna her şeyi mübah gören hayat felsefesi ve hep bana hep bana diyen aç gözlü nefsi.

Dünya güzel yaşamakta öyle. Dünya malıda güzel can kadar olmasada. Vel hasıl dünya hayatı güzel bir gün gelip kopmak olsada.
Nedir insanoğlunu hayatına böylesine bağlayan geçmişte yaşadığı mı ? yoksa yaşayacak olduğumu ? elde ettiği mi yoksa beklediği mi ? kazandığı mı kaybettiği mi ?

Eskimeyen solmayan bitmeyen ne var, her şeyden evvel biz kendimiz tükeniyoruz bir şeylere erme uğrunda kendimizi bitiriyoruz.
Bir şeyler tutku oluyor içimizde peşine düşüyoruz derken tüm hayatımızı kapsayacak bir kovalamacaya dönüşüyor bu hırsımız. Şansımız yaver giderse yakalıyoruz bu seferde ya kaçırırsak endişesi ile kahroluyoruz. Elde etmenin verdiği sevinç bir gün gelip kaybetme düşüncesi ile kursağımızda kalıyor.

Öyle bir an bir zaman geliyor yorulduğumuzu hissediyoruz soluklanmak için kısa bir ara veriyoruz .
Değermiydi diyoruz !
Kimimiz için geldiğimiz bu noktada yapacağımız muhasabe artık bir anlam taşımıyor çünkü her şeyi baştan almaya ya yeterli zaman yada cesaret kalmıyor.
Kimimiz içinse muhasebe onur kırıcı oluyor nelerin tükendiğini düşündüğümüzde bunları kendimizin tükettiği gerçeği onurumuzu zedeliyor .
Kimimiz içinse muhasebeye imkan kalmıyor çünkü ilahi mühür geçit vermiyor.

Öyle yada böyle her verdiğimiz çaba zaman tüketiyor neticede tüketim faturası önümüze geliyor. Kalem kalem incileyoruz görüyoruz ki hiç bir çaba boşa çıkmamış bize bir şeyler kazandırmış birşeyler öğretmiştir ama iyi ama kötü beraberinde de bir şeyler alıp götürmüş bizden ama değmiş ama değmemiş.

Sözlerimiz dünya için çabalamayı gereksiz bulduğumuz anlamına gelmesin. Hepimiz şartlar el verdiğince gücümüz yettiğince hayatımızı idame ettirme topluma ve bilime katkıda bulunma konularda gerektiği kadar çabalama ile zaten mükellefiz. Ayrıca dünya hayatının nimetlerinden meşru bir şekilde faydalanmak yine meşru olmak şartı ile bir yerlere gelebilmek için çaba sarf etmek yani genel anlamda meşru hayat mücadelesinin neticesinde elde ettiklerimizden yararlanmak yüce yaratan tarafından bizlere tanınmış şartlardandır. Ancak burada önem arz eden çabayı ne uğruna yaptığımız ve sınırının ne olacağıdır.

Resulullah s.a.v buyurdular ki : Kıyamet günü dört şeyden sual edilmedikçe kulun ayakları rabbinin huzurundan ayrılmaz .

1. Ömrünü nerede harcadığından
2. Ne amelde bulunduğundan
3. Malını nerede kazandığından ve nerede harcadığından
4. Vücudunu nerede çürüttüğünden

Devam edecek .......

 

Üst